top of page

İlk Kez Almanın Utancı Üzerine

Güncelleme tarihi: 27 Tem


Ürünü almak kolaydı. Zor olan, onun orada olduğunu kabullenmekti.


Paket geldiğinde evde değildim. Akşam döndüğümde kapının önünde, sade kahverengi bir kutu duruyordu; üstünde ne bir marka ne de bir yazı vardı. Tam da söz verildiği gibi. Kimse ne olduğunu bilemezdi. Ben bile, bir an, unutmuş gibi yaptım.

İçeri aldım, çekmecenin en altına koydum. Ve üç gün açmadım.


Bunu sana anlatıyorum çünkü muhtemelen sen de yaşadın ya da yaşayacaksın. Almak, o düğmeye basmak, aslında en kolay kısım. Asıl zor olan, o şeyin artık senin hayatında olduğunu, sana ait olduğunu sessizce kabul etmek. Sanki onu açarsam, kendimle ilgili itiraf etmekten kaçtığım bir şeyi de açacakmışım gibi.

Bu Utanç Nereden Geliyor?


Bir yerden öğrendik bunu. Kimse oturup “bundan utanacaksın” demedi ama çevremizdeki sessizlik bunu bize öğretti. Annelerimiz konuşmadı. Onların anneleri hiç konuşmadı. Kadının kendi bedeniyle ve kendi hazzıyla kurduğu ilişki, kuşaklar boyunca kapının arkasında büyüdü; bazen fısıltıyla bile değil, tamamen sessizce.


Erkekler için bir şaka, bir laf ya da bir muziplik olan şey, kadınlar için çoğu zaman bir sessizlik alanıydı. Bu yüzden ilk kez bir şey aldığında hissettiğin o tuhaf ağırlık aslında yalnızca sana ait değil. Sana miras kaldı. Yıllarca “ayıp” denen, adı bile konulmayan bir şeyin ağırlığı.


O kutuyu üç gün açamamam yalnızca benim utangaçlığım değildi. Bana devredilmiş, benden önce başlamış bir sessizlikti.


Ve işin tuhafı, o sessizliği kırmak için büyük bir devrim gerekmiyor. Bazen tek gereken çekmeceyi açmak. O şeyin orada olduğunu, sana ait olduğunu ve bunda utanılacak hiçbir şey olmadığını kendine söylemek.


Neden Bir Kaktüs?


Ürünlerimizi tasarlarken çok basit bir soru sorduk: Bunlar neden hep saklanmak zorunda? Neden çekmecenin en altına, bir çorabın içine ya da kimsenin bulamayacağı bir yere konuluyor? Ya saklanması gereken bir şey olmasaydı?


Bu yüzden ürünlerimiz bir kaktüse, bir avokadoya ya da bir deniz kabuğuna benziyor. İlk baktığında rafta duran güzel bir obje görüyorsun. Ne olduğunu yalnızca bilen biri anlıyor.


Bu bir gizleme numarası değil. Tam tersine, utanmana neden olan bir nesneyi sevdiğin, yanında rahat hissettiğin ve görünür bırakabildiğin bir objeye dönüştürmenin yolu.


Çünkü bir şeyi saklamak zorunda hissetmediğinde, ondan duyduğun utanç da yavaş yavaş azalıyor. Estetik burada yalnızca güzellik değil; bir tür izin. “Bu senin ve görünür durabilir” demenin sessiz bir yolu.


"Kendine ait olan bir şeyi saklamak zorunda değilsin."


Bazen Başlangıç Sadece Bir Kutuyu Açmaktır


O kutuyu sonunda açtım. Beklediğim ağır an gelmedi. İçinde yalnızca güzel, küçük ve bana ait bir şey vardı. O günden sonra artık çekmecenin en altında değil, göz önünde duruyor.


Belki senin başlangıcın da böyle olur. Büyük bir karar değil; yalnızca bir kutuyu açmak.


Hazır hissettiğinde, buradayız.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page